Bir uçak yolculuğu esnasında beyaz bir kadın ile zenci bir adam yan yana oturmaktaydılar. Beyaz kadın bu durumdan rahatsız olmuştu; hostesten kendisine başka bir yer bulmasını istedi. Zenci birinin yanında oturamazdı. Hostes, uçağın tamamen dolu olduğunu; ancak VIP bölümünde yer olup olmadığına bakacağını söyledi., Diğer yolcular olayı şaşkınlık ve tiksinti dolu bakışlarla izliyorlardı; kadın, yaptığı saygısızlık yetmezmiş gibi bir de VIP bölümünde yolculuğuna devam edecekti. Teninin renginden dolayı kendine hakaret edilen adam ise suskundu, cevap vermemeyi tercih etmişti. Kadın ise zenci adamdan uzakta VIP bölümünde seyahat edeceğini düşünerek hostesin dönmesini bekliyordu., Hostes birkaç dakika sonra geri geldi:, “Geciktiğim için çok özür dilerim; neyse ki VIP bölümünde boş yer bulabildim. Bu yeri bulmak biraz zamanımı aldı, sonra yer değişikliği için pilottan izin almam gerekiyordu., ‘Hiç kimse sorun yaratan bir diğerinin yanında oturmak mecburiyetinde tutulamaz’ dedi ve bu izn...
Deniz kıyısında bir şehirde bir zamanlar iyi yürekli yaşlı bir keşiş yaşarmış. Verandasında oturup dalgaları seyretmeyi her şeyden çok severmiş. Kendisini pek yalnız hissetmemek için, çatıya verandanın üstünde gümüş bir çan asmış. Çan üstünde harika bir şiir yazılı kağıt bir şeride takılıymış. En ufak bir esintide -deniz kıyısında her zaman eser- kağıt sallanır ve gümüş çan hoş bir şekilde çalmaya başlarmış. Yaşlı keşiş verandasında oturuyor, denizi seyrediyor, gümüş çanın billursu sesini dinliyor ve memnun memnun gülümsüyormuş. Aynı küçük şehirde bir de eczacı Mohei yaşıyormuş. Uzun zamandır şanssızlık peşini bırakmıyormuş. Giriştiği hiçbir işi başaramıyormuş. O kadar üzgünmüş ki ne yapacağını bilmiyormuş. Bir gün, üzüntü içinde yaşlı keşişe gidip akıl danışmak için yola çıkmış. Keyifle verandasında oturan keşişi görünce ve gümüş çanın yumuşak sesini işitince birden verandasına oturup çanı dinlese, kendisinin de daha neşeli olacağını farketmiş. Bir süre düşünmüş, sonra keşişten çanım ...