Ana içeriğe atla

Ucak Personelinin Başarısı

 Bir uçak yolculuğu esnasında beyaz bir kadın ile zenci bir adam yan yana oturmaktaydılar. Beyaz kadın bu durumdan rahatsız olmuştu; hostesten kendisine başka bir yer bulmasını istedi. Zenci birinin yanında oturamazdı. Hostes, uçağın tamamen dolu olduğunu; ancak VIP bölümünde yer olup olmadığına bakacağını söyledi.,

Diğer yolcular olayı şaşkınlık ve tiksinti dolu bakışlarla izliyorlardı; kadın, yaptığı saygısızlık yetmezmiş gibi bir de VIP bölümünde yolculuğuna devam edecekti. Teninin renginden dolayı kendine hakaret edilen adam ise suskundu, cevap vermemeyi tercih etmişti. Kadın ise zenci adamdan uzakta VIP bölümünde seyahat edeceğini düşünerek hostesin dönmesini bekliyordu.,

Hostes birkaç dakika sonra geri geldi:,

“Geciktiğim için çok özür dilerim; neyse ki VIP bölümünde boş yer bulabildim. Bu yeri bulmak biraz zamanımı aldı, sonra yer değişikliği için pilottan izin almam gerekiyordu.,

‘Hiç kimse sorun yaratan bir diğerinin yanında oturmak mecburiyetinde tutulamaz’ dedi ve bu izni verdi.”,

Diğer yolcular duyduklarına inanamıyorlardı, herkes şaşkındı. Bu sırada kadın da yüzünde mağrur bir ifadeyleyerinden kalkmaya hazırlandı. Aynı anda hostes, oturmakta olan zenciye dönerek:,

“Beyefendi, sizi uçağın VIP bölümündeki yeni yerinize götürmem için beni takip eder misiniz lütfen? Seyahat firmamız adına kaptan pilotumuz, böyle nahoş bir olay yaratan kimsenin yanında oturmak mecburiyetinde bıra‐ kıldığınız için sizden çok özür diliyor.”,

Tüm yolcular hep birlikte, bu olayı iyi bir biçimde sonuçlandıran uçak personelini alkışlayarak tebrik ettiler. O yıl, kaptan pilot ve hostes uçaktaki davranışlarından dolayı ödüllendirildiler. Aşağıdaki mesaj, personelin görebileceği şekilde sergilenmek üzere tüm ofislere gönderildi:,

“İnsanlar onlara ne söylediğinizi unutabilirler, insanlar onlara ne yaptığınızı da unutabilirler; ama insanlar onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar.”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şeftali Çocuk Momotaro - Japon Masalı

Eskiden, köyün dışındaki bir kulübecikte bir dede ile bir nine yaşarmış. Dede her sabah ormana gider, nine de evde kendi işine gücüne bakarmış. İkisi de çalışkanmış ve huzur içinde yaşarmış. Kuşkusuz, büyük bir üzüntüleri olmasaymış, daha memnun ve mutlu olurlarmış; çocukları olmamış ve yaşlılık günlerinde yapayalnız kalmışlar. Nine küçük avlusunu süpürürken sık sık "Ah, şimdi küçük bir oğlan ya da kız şuracıkta oynasaydı, ne hoş olurdu!" diye düşünürmüş. Dede de sırtında çalı çırpı yüküyle ormandan döndüğü zaman, küçük bir oğlanın kendisini karşıladığını ve sevgiyle kucakladığını düşlermiş. Ama bir düş yalnızca bir düştür. Çocuksuz, neşesiz bir yaşam içinde yaşayıp gidiyorlarmış. Bir gün, nine her zamanki gibi dedenin azığını hazırlamış; o ormana gidince çamaşırları toplayıp yakındaki derede yıkamaya gitmiş. Yıkamış, durulamış ve ancak sırtı dayanamayacak kadar ağrıyınca başını işinden kaldırmış. "Gerinip biraz dinlenmeliyim," demiş nine ve ayağa kalkmış. "Ora...

Beş Hayalet - Japon Masalı

 Akşam olmaktaymış ve genç şövalye samuray Yoşinari nerede yatacağım hala bilmiyormuş. Bir köy, yatacak bir yer bulma umuduyla çevreyi araştırarak otlarla kaplı bir ovayı geçiyormuş. Mağrur tavrı ve iki kılıcı olmasa, kimse onun bir şövalye olduğunu tahmin edemezmiş. Giysileri yoksul ve yırtıkmış. Dağınık saçları ve zayıf yüzü uzun zamandan beri, bir şey yemediğini gösteriyormuş. Efendisi bir iktidar savaşında yenilince işini ve görevini yitirmiş. Yoşinari'nin bir başkasının hizmetine girmek için ülkeyi dolaşmaktan başka çaresi yokmuş. Ama şanssızlık peşini bırakmıyormuş. Uzun zamandan beri, kıyıda köşede kalan neyi varsa, bitirmiş; artık iki kılıcından başka bir şeyi kalmamış. Ufku araştırarak ilerlerken sonunda uzaklarda birkaç ev farketmiş. Dışarıda yatmak zorunda kalmayacağına sevinerek adımlarını hızlandırmış. Köye vardığında, çoktan gece olmuş, köy halkı yatmaya hazırlanıyormuş. Yoşinari ev ev dolaşmış ama kimse onu evine almak istememiş. Ya kapıyı suratına çarpıyor ya da açm...

Maymunların Buda'sı - Japon Masalı

Bir zamanlar bir büyükbaba ile bir büyükanne varmış. Kuşlar olmasaymış, yaşamlarından memnun yaşayabilirlermiş. Büyükbaba küçük tarlasında sevgiyle çalışıp bütün ayrık otlarını özenle temizlese de doymak bilmeyen kuşlar gelip bütün filizleri yermiş. Büyükbaba hiçbir zaman umduğu ürünü alamazmış. Geceleri bile yatağında bir o yana, bir bu yana döner dururmuş. Düşünde dev gibi kuşların tarlasına üşüştüğünü, bütün ekinleri son tanesine kadar yediklerini görürmüş. Sabah terden sırılsıklam ve yorgun uyanırmış. "Böyle sürdüremeyiz. Bana yiyecek bir şeyler hazırla. Sende vardır, renkli birkaç çaput bul. Korkuluk gibi giyineceğim. Bakalım, kuşları korkutabilecek miyim!" demiş büyükbaba yine uykusuz geçen bir geceden sonra. Büyükanne darı köfteleri pişirmiş. Çaputlar bulmak için sandıklarının kıyısını, köşesini karıştırmış. Büyükbaba giyinmiş. Öyle güzel bir korkuluk olmuş ki görecekmişsiniz! Bir sürü ponponlu yeşil bir başlık, beyaz, siyah, mavi bez parçalarından yapılmış ve koca koc...