Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gümüş Çan - Japon Masalı

Deniz kıyısında bir şehirde bir zamanlar iyi yürekli yaşlı bir keşiş yaşarmış. Verandasında oturup dalgaları seyretmeyi her şeyden çok severmiş. Kendisini pek yalnız hissetmemek için, çatıya verandanın üstünde gümüş bir çan asmış. Çan üstünde harika bir şiir yazılı kağıt bir şeride takılıymış. En ufak bir esintide -deniz kıyısında her zaman eser- kağıt sallanır ve gümüş çan hoş bir şekilde çalmaya başlarmış. Yaşlı keşiş verandasında oturuyor, denizi seyrediyor, gümüş çanın billursu sesini dinliyor ve memnun memnun gülümsüyormuş. Aynı küçük şehirde bir de eczacı Mohei yaşıyormuş. Uzun zamandır şanssızlık peşini bırakmıyormuş. Giriştiği hiçbir işi başaramıyormuş. O kadar üzgünmüş ki ne yapacağını bilmiyormuş. Bir gün, üzüntü içinde yaşlı keşişe gidip akıl danışmak için yola çıkmış. Keyifle verandasında oturan keşişi görünce ve gümüş çanın yumuşak sesini işitince birden verandasına oturup çanı dinlese, kendisinin de daha neşeli olacağını farketmiş. Bir süre düşünmüş, sonra keşişten çanım ...

Ağaçlara Çiçek Açtıran Yaşlı - Japon Masalı

Bir dağın eteklerinde küçük bir dere kıvrıla kıvrıla akarmış. Bundan çok ama çok zaman önce orada iki komşu yaşarmış. Biri derenin yukarısında, öteki derenin aşağısında otururmuş. Onları hep yukarılı, aşağılı diye çağırırlarmış. Artık genç değillermiş, karılarının da yaşlan ilerlemiş. Asıl fark karakterlerindeymiş. Yukarılılar kötü ve kıskanç, buna karşılık aşağılılar sevecenmiş ve birine yardım etmek için ellerinde kalan son pirinç tanesini vermekte duraksamazlarmış. Bir gün, iki komşu derede ağlarını germiş. Ertesi gün, sabırsız Yukarılı şafaktan çok önce avı görmeye gitmiş. Ağı akıntının getirdiği ağaç kökleri ve dallarla dolu görünce düş kırıklığına uğramış. Doğuştan meraklı olduğu için, komşusunun kendisi kadar şanssız olup olmadığını görmek istemiş. Ama komşusunun filesini balıklarla dolu görünce kıskançlığından rengi atmış. Öfkeyle balıkları salmış ve yerlerine kendi ağında bulduğu odunu koymuş. Güneş doğunca Aşağılı ağlarını görmeye gitmiş. Ama garip avını görünce o kadar düş k...

Kurdun Kirpikleri - Japon Masalı

Bir zamanlar, bir köyde zengin bir demirci ile biricik kızı güzel Akiko yaşarmış. Demircinin karısı küçük kızın doğumundan az sonra ölmüş ve adam ikinci bir kadın almış. Çünkü evin işlerini çekip çevirecek birine ihtiyacı varmış ama ne yazık ki seçimini iyi yapmamış! Üvey ana cimri ve kötü bir kadınmış. Hiçbir şey onu memnun etmez, özellikle kıskandığı Akiko kızdırırmış. Analığının bütün aşağılamalarına karşın, Akiko neşeli ve güleç yüzlüymüş. Küçük kız büyüdükçe analığı her gün ona daha çok iş yüklüyormuş; o kadar ki sonunda evin bütün işleriyle Akiko uğraşmaya başlamış. Analık bütün günü tembellik ederek geçiriyor, emirler veriyor; akşam olunca da Akiko şunu yaptı, şunu yapmadı diye babasına şikayet ediyormuş. Bu suçlamaları işitince Akiko'nun ağladığı olurmuş ama ertesi gün her şeyi unutur, neşeyle işine gücüne bakarmış. Güçlük çıkarmadan çalışırmış ve hizmetçiler onun ağzından asla kötü bir söz duymazlarmış. Akiko herkese karşı sevecenmiş; çünkü haksızlığın ne demek olduğunu ke...

Beş Hayalet - Japon Masalı

 Akşam olmaktaymış ve genç şövalye samuray Yoşinari nerede yatacağım hala bilmiyormuş. Bir köy, yatacak bir yer bulma umuduyla çevreyi araştırarak otlarla kaplı bir ovayı geçiyormuş. Mağrur tavrı ve iki kılıcı olmasa, kimse onun bir şövalye olduğunu tahmin edemezmiş. Giysileri yoksul ve yırtıkmış. Dağınık saçları ve zayıf yüzü uzun zamandan beri, bir şey yemediğini gösteriyormuş. Efendisi bir iktidar savaşında yenilince işini ve görevini yitirmiş. Yoşinari'nin bir başkasının hizmetine girmek için ülkeyi dolaşmaktan başka çaresi yokmuş. Ama şanssızlık peşini bırakmıyormuş. Uzun zamandan beri, kıyıda köşede kalan neyi varsa, bitirmiş; artık iki kılıcından başka bir şeyi kalmamış. Ufku araştırarak ilerlerken sonunda uzaklarda birkaç ev farketmiş. Dışarıda yatmak zorunda kalmayacağına sevinerek adımlarını hızlandırmış. Köye vardığında, çoktan gece olmuş, köy halkı yatmaya hazırlanıyormuş. Yoşinari ev ev dolaşmış ama kimse onu evine almak istememiş. Ya kapıyı suratına çarpıyor ya da açm...

Beyaz Turna - Japon Masalı

Bir zamanlar, Kotaro adında bir oğulları olan iki yaşlı varmış. Kotaro küçük tarlalarında çalışırmış. Tarlada yapacak işi kalmayınca ormana gider, odun toplar, odunu götürüp şehirde satarmış. Pek fazla bir şey kazanmıyormuş ama aile yoksul olduğu için en küçük kuruşun bile önemi varmış. Kotaro çalışkan ve söz dinler bir oğulmuş. Gerçekten de çok merhametliymiş. Şehirden dönerken sattığı odunun parasını yolda rastladığı bir dilenciyle sık sık paylaşırmış. Ama babasının en çok canını sıkan, oğluyla birlikteyken yoksul yemeklerini biraz zenginleştirecek bir av yakalayamamasıymış. Ne zaman bir av görse, Kotaro bir taş atar ya da bir çığlık koparır, avı tehlikeden haberdar edip ona kaçacak ya da havalanacak zaman verirmiş. "Oğlumuz gerçekten çalışkan, hakkını yemeyelim. Ama pek zeki değil. Bütün yaşamı boyunca tarlalarda ve ormanda çalışıp çabalayacak. Çünkü dünyayı neyin döndürdüğünden haberi yok", diyormuş yaşlı anayla baba. Bunu oğullarına söylemekten de geri kalmıyorlarmış. Bi...

Satılan Düş - Japon Masalı

Yukici ile Mozuke çok iyi iki dostmuş. Yukici neşeli, neredeyse uçarı bir oğlanmış, Mozuke ise aksine ciddi ve çok sakınımlıymış. Çok farklı oldukları halde birbirlerini çok severlermiş. Birisi bir iş yolculuğuna çıksa, diğerini yanına almadan edemezmiş. Yine birlikte böyle bir yolculuğa çıkmışlar. O gün hava çok sıcakmış. Bir ormanın kıyısına ulaşıp bir çamın gölgesinde uzanabildikleri için, mutluymuşlar. Kısa bir süre sonra, Yukici derin bir uykuya dalmış. Mozuke uyuyan arkadaşına bakmış ve iç çekerek kendi kendine "Burada, ortalıkta, sanki kendi evindeymiş gibi rahat rahat uyuyor", demiş. "Ben dünyada uyuyamam. Hırsızlardan korkarım. Yine de bir şekerleme yapsam, ne iyi olurdu! Ama dışarıda uyuyamam ki!" Mozuke böyle düşünürken dostunun sol burun deliğinden bir yabanarısının çıktığını görüvermiş. Şaşkın şaşkın bakmış. Yabanarısı bir kayadaki ulu çama doğru havalanmış, ağacın çevresinde üç kez dönmüş, sonra yeniden Yukici'ye doğru uçmuş ve onun sağ burun deliğ...

Maymunların Buda'sı - Japon Masalı

Bir zamanlar bir büyükbaba ile bir büyükanne varmış. Kuşlar olmasaymış, yaşamlarından memnun yaşayabilirlermiş. Büyükbaba küçük tarlasında sevgiyle çalışıp bütün ayrık otlarını özenle temizlese de doymak bilmeyen kuşlar gelip bütün filizleri yermiş. Büyükbaba hiçbir zaman umduğu ürünü alamazmış. Geceleri bile yatağında bir o yana, bir bu yana döner dururmuş. Düşünde dev gibi kuşların tarlasına üşüştüğünü, bütün ekinleri son tanesine kadar yediklerini görürmüş. Sabah terden sırılsıklam ve yorgun uyanırmış. "Böyle sürdüremeyiz. Bana yiyecek bir şeyler hazırla. Sende vardır, renkli birkaç çaput bul. Korkuluk gibi giyineceğim. Bakalım, kuşları korkutabilecek miyim!" demiş büyükbaba yine uykusuz geçen bir geceden sonra. Büyükanne darı köfteleri pişirmiş. Çaputlar bulmak için sandıklarının kıyısını, köşesini karıştırmış. Büyükbaba giyinmiş. Öyle güzel bir korkuluk olmuş ki görecekmişsiniz! Bir sürü ponponlu yeşil bir başlık, beyaz, siyah, mavi bez parçalarından yapılmış ve koca koc...

Üç Telli Çayevi - Japon Masalı

Sakai şehrinden üç genç tüccar arkadaş Kuemon, Sazuke ve Cube günün birinde, her yıl yapılan bahar şenliklerini izlemek için Sumiyoşi'ye gitmeye karar vermiş. Güneşin doğuşuyla başlayan şenliklerin başını kaçırmamak için, bir gün önceden orada olmayı kararlaştırmışlar. Ama gündüz hava çok sıcak olunca düşündüklerinden daha yavaş ilerlemişler. Soluklanmak için birkaç kez çay kenarlarında mola vermek zorunda kalmışlar. Güneş iyice indiği halde üç arkadaş hala Sumiyoşi'ye varamamış. Daha önlerinde aşmaları gereken bir orman varmış. Ormanın kıyısında oturmuşlar ama Sazuke acele etmelerini istiyormuş. Aynı gün şehre ulaşmak istiyorlarsa, daha ortalık aydınlıkken yola koyulmaları gerekiyormuş. Kuemon'un canı hiç kalkmak istemiyormuş. En yakın köye gidip geceyi orada geçirmeyi ve sabah yola çıkmayı önermiş. "Hani şenliklerin başlamasını görmek istiyorduk!" diye karşı çıkmış Sazuke. "Şenliklerin en güzel anı, gerçekten de güneşin doğuşuyla şenlik alayının oluştuğu an...