Ana içeriğe atla

Tahirinan Zühre - Kıbrıs Türk Masalı

 Bir varmış, bir yoğmuş innalahtan kimse yoğmuş. Deve dellalikana, öküz bakkallikana, ben anamın bubamın beşiği içinde salardım. Vahtın zamanında günün zamanında bir padişahınan vezir vardı. Padişahınan vezir hiç çocuk etmezlermiş çıkttılar şeye, onnarda aldılar başlarını bir dere az gittiler, yüz gittiler, tere tepe düz gittiler, dere tepe düz gittiler, altı ay gece atı ay gündüz bir yere gondular. Oturdular ekmek yesinner ekmeği yerkana yanlarına ansızın yanlarna Hazret-i Hızır bir ihtiyarcık yanlarına gelip oturdru. Sordu gennere:,

“Nere gidişi, nere geliş oğlum?” Dedi,

“Valllahi dedi babalık ne sen sor, ne biz söylelim. Dedi böyle, böyle” dedi.,

“Tamam” dedi.,

Yediler ekmeği çıkarttı iki elma ihtiyar: “Bunu dedi sen alacan padişahım dedi bunu da dedi vezirine yeyeceksiniz, hanımlarınızınan pay edin yeyin dedi yapraklarını da atlarınıza verin.”,

Atları da çocuk etmezmiş. Ettiler gittiler gece gittiler eve ayıkladılar, yediler abdest bozdular, ikisinin da garısı gebe galdı.,

“Ama dedi ben dedi senin dedi oğlan olacak dedi vezire, adı Tahirdir dedi. Senin gızdır dedi. Adı Zühredir dedi. Ben bunnarı şimdiden nişnarım dedi.”,

“Olur” dedi padişah.,

Aldılar gittiler günün çoğunda az gittiler, yüz gittiler günner bitti. Dokuz ay oldu. Doğurdu hanımlar biri gız etti, biri oğlan etti aldı padişah ikisini bir beşiğe goydu. Vezirin garısı bakardı o çocuklara böydüler zaman çokluğundan, başladılar okula gidelerdi sekiz, on yaşında olmuşlar. Padişh o gün doğum günneriymiş bir olukdan yağ akıttı, bir olukdan bal akıttı bütün alem aldı gocagariciğin biri, duymadı benim gibi o da sağırdı. Gitti o da godu bardacığını godu gabucuğu şıp, şıp topladı. Uzandı Zühre pencereden bakdı.,

“Vay anam, anam dedi bütün gün dedi bubam akıtttı bu gadın şimdi alır dedi.”,

Bir daş attı bir fiske attı gocagariciğe bardağı gırdı.,

“Ah gızım dedi gıymam sağa beddua edeyim dedi ama dedi Tahir’in derdine düşesin dedi.”,

“Gocagari dedi nedir? Söylediğin dedi Tahir dedi benim gardaşımdır dedi.”,

“Nerden gardaşsınız dedi. O vezir dedi sen padişah dedi gardaşdır dedi sizi babamın, ananın öldürdü padişah dedi aldı sizi gardaş etti dedi.”,

Böyle galdılar, çıkar gidelerdi Tahirinan şeye okula bir cimcik basdı Tahire Zühre. Tahir döndü dedi:,

“Ne basan Zühre dedi cimciği dedi sen benim gız gardaşımsın dedi.”,

O da dedi genne: “Hocam bana hu dedi,,

Elim yüzüm yu dedi,

İki gözüm a Tahir,

Sen vezir, ben padişah dedi.”,

O vakit döndü Tahir da:,

“Hocam bana hu dedi,

Elim yüzüm yu dedi,

İki gözüm a Zühre sana,

Bunu kim dedi?”,

Dedi gedine. O dedi gendine:,

“Hocam bana Hu dedi,

Elim yüzüm yu dedi.,

İki gözüm a Tahir,

Bana bir goca garı dedi.”,

Aldılar, verdiler bunnar beyit, beyide girerler sınıfa,,

“Bismillahi Tahir”,

“Bismillahi Zühre”,

“Gel Zühre uy bana uyma şeytana hocam duyar gider söyler bubama”,

Dei genne.,

“Uyacağım şeytana, uymayacağım ben sana hocam duysun gitsin söylesin bubama” dedi,

Atıldı hoca:,

“Nedir be bu dedi. Çabuk dedi okuyun.”,

“Bismillahi Zühre”,

“Bismillahi Tahir”,

Hiçbir şey bilmezler hade aldı genni, aldı Tahiri bir odaya, aldı Zühreyi bir odaya goydu. Cellat edecek Tahiri aman vezirim olmaz dedi. Arattın anasını, bubasını geldiler. Dedi böyle, böyle:,

“Senin Tahir dedi aldı, verdi benim Zühreynen dedi siz dedi cellat edeceğim genneri gardaş edeceğim dedi.”,

“İyi et dedi biz söylemeyik dedi.”,

“olmaz dedi.”,

Çabucakdan iki kahve bişir dedi hizmetçilere, getirdiler iki fincan gave godular oracığa, aldı gadın eline:,

“Gave içerim bile, bile içmesem da ne çare kırk yılda bir Tahir doğurdum sevinmedim biçare, gave içen bile, bile içmesen da ne çare Tahir, oğlum gardaş ettim ne çare.”,

Dedi lukgadak gadın içdi öldü. Aldılar çektiler gadını bir yere, gocası da o da söyledi beyidini, o da öldü aldı genneri.,

“E napalım Tahiri cellat edelim?”,

“Aman Padişahım günahtır, şöyle, böyle dedi azat et gendini dedi.”,

“Napalım” dedi.,

“Bir sandık yap dedi. Go genni içine kırk günlük yeyceğini, at genni bir deliğe gittsin dedi.”,

Yaptı genne bir sandık godu genne kırk günlük yeyeceğini, bir da gazatta verdi eline çaktı sandığı at gendini deryaya. Sandık vur ora, vur bura, vur ora, vur bura, gitti ansızın bir yere gondu. Oranın köyünün padişahının gızı da hizmetçilerinan, çıkttı gezmeye baktılar bir sandık dedi gızlar:,

“Gelin gızlar ilişelim aramıza bir sandık düştü derdini pölüşelim.,

Cansa benim, malısa sizin.” Dedi gennere,

O da sandığın içindeden:,

“Gelin gızlar bilişmeyin derdimi pölüşmeyin sizin gibi Zührem var gözü dolu ganlı yaş dedi.”,

Aman padişahın gızı duyduk içindeki candır delisi oldu. Hemen .çektiler sandığı, aldılar, açtılar E Tahir onçinde kırk gün omnçinde nur oldu affet-i devran beş garış gerdan elmas parçası oldu sandığın içinde çıkartılar gendini oturdular, beraber yediler, aldılar genni gitti saraya misafir etti sultan hanım. Eh babasına söyledi:,

“Aman oğlum tahtımdan gakayım, tahtıma oturayım sana gızımı vereyim bütün servetimi sana vereyim dedi.”,

“Aldı gabul ettim dedi, döndüm hibe ettim dedi. Alamam dedi.”,

“Olmaz” dedi padişah.,

Zorunan düğün, zurna gurdurdu kırk gün davul zurna çaldırdı. Zerde pilav bişirdi gızını gelin etti Tahiri güveyi oturtu bir yere, odalarına bıraktı genneri. Sabah olur Tahir gazettesini okur, sultanın yüzüne bakmaz o vakit sultan dedi:,

“Bak gaşlara, gaşlara gözümden akan yaşlara merhamet a Tahir garşındakı cihana” dedi.,

“A gardaş, a gız gardaş ne bakayım gaşlara gözünden akan yaşlara senin gibi Zührem var gözü dolu ganlı yaş.”,

Gız galdı. O vakit geldi padişah aştı gapuyu geldi murat görsün.,

“Aman oğlum dedi ne var dedi, akarı mı, var gokarı mı var gızımın ne var?” dedi.,

“Aldı gabul ettim padişahım dedi döndüm sana hibe ettim dedi. Ben dedi Zühremi sarmasam dedi başkasını sarmam dedi.”,

“Gideyim harp edeyim, temaşa edeyim sağa gaznayım getireyim dedi.”,

“Yok dedi ben gidip alacam dedi kısmet isa gelecem dedi.”,

Bir miktar para verdi Tahire Aldı Tahir yolla çıkttı az gider, yüz gider, dere tepe düz gider, arpa tanesi gadar yol gider o yere o vilayette gondu. Geçerkana gördü ki bir gocagarıcık vardı benim gibi evine oturdu dedi genne:,

“Napan gocagarı?”,

“Eyi oğlum dedi.”,

“Bu davul zurna nedir?” Dedi.,

“Zührenin düğünüdür dedi Gara Çola veriyor genni bubası.”,

Tahir ateş aldı.,

“Geleyim gocagarı sende galayım?”,

“Aman oğlum dedi. Benim bir evim var dedi başım içerde ayaklarım dışarda dedi gocagarı.”,

“Sağa bir miktar altın verecem.”,

“Gel, oğlum, gel dedi seni da sığar beni da sığar dedi.”,

Aldı gocagari oğlanı içeri:,

“Senden ricam dedi bağa dedi baş çarşafını veresin dedi.”,

Verdi genne gocagarı baş çarşıfını geydi peçesini verdi genne godu. Gelin geçerkana hamama gitsin o da dıkıldı aralarına, gidecine peceyi galdırdı. Zühre görünce genni tanıdı şu Tahirdir. Aldı genni odasına gonuşdular, hamama girdiler çıktılar çıkarkana Gara Çol:,

“Padişahım dedi.”,

“Tahir geldi dedi.”,

“Hani Tahir” dedi, gidecine peceyi galdırdı. Zühre görünce genni tanıdı şu Tahirdir. Aldı genni odasına gonuşdular, hamama girdiler çıktılar çıkarkana Gara Çol:,

“Padişahım dedi.”,

“Nedir? Dedi.”,

“Tahir geldi dedi.”,

“Hani Tahir dedi.”,

“Ben dedi hamam girerkana dedi kırk gadın girdiydi dedi. Çıkdı kırk bir dedi Tahir dir dedi.”,

Aldı genni gideler yolda buldular Tahir’i :,

“Hade dedi padişah seni napacayık seni dedi deryaya attım olmadı. Şimdi dedi cellattır dedi.”,

Aldılar Tahiri düğünner, şeyler bozuldu. Aldılar, getirdiler cellatcıları cellat edecekler genni.,

“Neysa dedi bir şarkı söylesin Zühre’nin adını anmasa dedi gendine Zühre’yi verecem dedi.”,

İkisini söyledi sonunuda bakdı Zühre da:,

“Dedi bakayım pencereden bakayım napalar Tahir’e?” dedi.,

Bir uzandı bakdı.,

“Ondan bir ay doğdu dedi. Zührem bana bakdı dedi ne deyim gendine? dedi.,

Heman cellatlar kesdi da genni. O vakıt Zühre adamlarına para verdi. Etleri topladı tabuta godu.,

“Ah cengiler, cengiler çıksın, çığırsın zengiler bugün davar etti yok,

Tahir etti, getirdiler.” Dedi.,

Aldı o etleri godu tabuta yıkadı. Mezar gazdırdı iki mezar. Birini gömdü Tahir’i birinida gendi gitti soktu hançeri o da öldü. Onuda gömdüler Gara Çol duydu. O bir günasir oldu o bir yasemin oldu. eski hicaz yolundadır o giderkana hicazcılar keseler arasına, gitti Gara Çol da kesti barmağnı bir çaltı oldu, arar onnar gavuşsun o çaltı gakar bir ora, vurur, bir bura parçalar genneri bırakmaz. Gene geçeler dönüşün genne keseler, gene. Bıraktım geldi nasıl bilmem Allah muratlarını versin. Allah rahmet eylesin, da onnar nur içinde galsın onarın eyliklerini versin, benimda eyliğimi, sizinda dilediğiniz muradı versin.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şeftali Çocuk Momotaro - Japon Masalı

Eskiden, köyün dışındaki bir kulübecikte bir dede ile bir nine yaşarmış. Dede her sabah ormana gider, nine de evde kendi işine gücüne bakarmış. İkisi de çalışkanmış ve huzur içinde yaşarmış. Kuşkusuz, büyük bir üzüntüleri olmasaymış, daha memnun ve mutlu olurlarmış; çocukları olmamış ve yaşlılık günlerinde yapayalnız kalmışlar. Nine küçük avlusunu süpürürken sık sık "Ah, şimdi küçük bir oğlan ya da kız şuracıkta oynasaydı, ne hoş olurdu!" diye düşünürmüş. Dede de sırtında çalı çırpı yüküyle ormandan döndüğü zaman, küçük bir oğlanın kendisini karşıladığını ve sevgiyle kucakladığını düşlermiş. Ama bir düş yalnızca bir düştür. Çocuksuz, neşesiz bir yaşam içinde yaşayıp gidiyorlarmış. Bir gün, nine her zamanki gibi dedenin azığını hazırlamış; o ormana gidince çamaşırları toplayıp yakındaki derede yıkamaya gitmiş. Yıkamış, durulamış ve ancak sırtı dayanamayacak kadar ağrıyınca başını işinden kaldırmış. "Gerinip biraz dinlenmeliyim," demiş nine ve ayağa kalkmış. "Ora...

Yeşil Melek- Kıbrıs Türk Masalı

 Vahtın zamanında bir padişah vardı. O padişahın bir gızı vardı. Gızını nişan etsin deyi, aradı davet etti ahaliyi, gelsin bekarlar sıralansın gızı ok atacak dedi, kimin başına giderse gızı ona verecek. E çıkttı gız atar bir oku gitmez atar o bir oku gitmez. Bir tepecik vardı. O tepeciğin üstünde boynuz vardı. Tak gider vurur o boynuzun üstüne, tak gider vurur o boynuzun üstüne. Yağnışdır gene alırlar, yağnışdır gene alırlar. Sonra gız dedi:, “O boynuzdur benim kısmetim.” dedi padişaha., Çabucakdan, oracağa gızına bir hane yaptırdı. Hizmetçilernan godu gızını içine gece demez gündüz demez ansızdan boynuzun içinden bir oğlan çıkar affet-i devran beş garış gerdan, gördü padişah görüşüler anlaşılar:, “Kırk güne gadar beni meydana vermesan, dedi senin olacan dedi verirsan dedi. Gaybeden dedi.”, “Yok dedi gız”, Kırk gün, kırk gün gideler beraber gündüz biri gelir boynuza girer oğlan. Gider gezer atıynan gelir, o gün şey vardı. Nedeyim? Yörüyüş vardı atlarnan birleşip hangisi geçer oğlan...

Uraşima - Japon Masalı

Bir zamanlar, küçük bir köyde, babasıyla oturan Uraşima adında bir balıkçı varmış. Kulübeleri köyün biraz uzağında, deniz kıyısındaymış. Hemen yakınında bir çamlık varmış. Hava güzel olduğu zaman, Uraşima şafakta denize açılırmış. Ava göre ya hemen ya da uzun zaman sonra dönermiş. Hatta akşam döndüğü bile olurmuş. Böyle durumlarda ana ile baba sahile gider, küçük kayığı görmek için gözleriyle ufku araştırır, oğullarının ertesi gün pazara götürecek kadar yeterli balık avlayıp avlamadığını da merak ederlermiş. Bir gün, güzel bir ilkbahar sabahı, gökte tek bulut yokmuş ve sıcak bir esinti çamlığı okşuyormuş. Uraşima erkenden iyi bir av umarak denize çıkmış. Her zamankinden erken dönüp köydeki arkadaşlarıyla biraz çene çalmak istiyormuş; bunu uzun zamandır özlüyormuş ama umutları gerçekleşmemiş. Ağı her atışında boş çekmiş. Öğleyi geçeli çok olmuş, hala hiç balık tutamamış. O zaman şansını son kez denemeye karar vermiş, bu kez de ağ boş çıkarsa, eve dönecekmiş. Çünkü şanssızlık peşini bıra...