Ana içeriğe atla

Padişah'ın Gızı - Kıbrıs Türk Masalı

Bir varmış, bir yoğmuş, vaktin birinde zamanın ikisinde bir padişah var mış bunun da çok güzel bir gızı varmış. Padişah başka bir memlekete gideceğdi bir müddet sonra geleceği için gızını vezire emanet etti. Vezir bir gün, ,iki gün, üç gün gıza en nihayet gıza sarkıntılık yapamaya garar verir. Gızı alır bahçeyi gezdirmek için bahçeye getirir derkan, bahçede ona takıllmaya gakar gız tabi bunu bu kötü durumunu görünca gendine fenalık yapacağını anlayınca goşturur, gaçar, gider bir odaya kapanır, kilitlenir odada galır. Orda tabi o odada yaşayacağı gadar yeyeceği içeceği vardı odadan dışarı hiç çıkmaz. Vezir çeşidini etdiysa bu dışarı çıkmadı. Vezir tabi bu durumdan gorktu, şimdi padişaha eğer gız açıklarsa ve yahut da bu mesela herhangi bir durumda açıklanırsa vezir cellat olacağdı. Padişah gelene gadar gızını sordu.,

“E gızın götü oldu dedi işte filan yerdedir.”,

“Gidin çabuk genni alın da cellat edin, bağa ganlı gömleği getirin.”,

Hiç sormadan anlamadan celladına emir verir. E cellet gider gızı alır açdırırlar gapıyı cellat alır gızı gider ama cellat gızın durumunu bilir, böyle şu gapandı onçine de böyle şey etti, yalan dolan olduğu bu meselenin zaten gız da çok güzeldi falan gıza gıymaz. Ovaya gittiği zaman bir hayvan vurur üstünden gömleğinin bir parçasını keser o gana batırır, alır padişaha getirir gızı da serbest bırakır. Neysa gız biraz gittikten sonra acığır, susar deylim. Bakar görür bir çoban goyunnarını otladır. Yavaş, yavaş saklanır bekler böyle bir ceğez guzu hayvan falan gelsin yanına da yaklasın ettini şeyini çıkartsın orda da yesin, ölmesin. Öyle yapar yakalar bir hayvan çoban oradan uzaklaşınca bazlar hayvanı bir şeyler yapar yer, doyurur garnını işkembesini da çıkarır, temizler geyer gafasına olur bir keloğlan. Neysa bu gider, gider an nihayet bir kahvecinin yanına gider der:,

“Amca işin varsa senin yanında garın tokluğuna çalışırım.”,

“Be oğlum der gendine yani benim çok bir işim yoktur çok bir şey gazanmam der kesman bir yerdir ama hade der genne madem garın tokluğudur bir şey değil.”,

“Çok memnun galacan amca der gendine yani bem bir garın tokluğuna işleycem seni çok memnun edecem. Yani daha fazla gazanacan inan.” der gedine.,

Hakikatten o günden sonra bu güzel sembati gösterir müşlerilere, şeylere günden, güne müşderisi artı şey arttı. Daha fazla geliştti, daha fazla gazanmaya başladı adam. Nihayet günün birinde padişah demiş vezirine:,

“Gel tebdili gıyafet yapalım da gezelim bir soralım,ahalkın durumunu öğrenelim ne var, ne yok demiş tanımasın insannar.”,

“Eh” demiş vezir da tebdili gıyafet yapalar dolaşılar gide, gide, gideler bu gaveye da e tabi padişah gızı tanımaz, vezir da tanımaz çünkü oldu bir keloğlan ama gız onnarı tanır. Güzel, sembati, güzel hürmet, ikram falan çarçabucaktan gendini sevdirir padiaşha vezire:,

“Otur be keloğlan demiş.”,

Dedik ya tebdili gıyafet yaptılar halktandan bir şey öğrensinner: “Otur dedi genne de gonuşalım, ne bilin, ne eden?”,

“İstersanız dedi ben dedi size bir fıkra anladayım. Madem dedi şey eden.”,

“E ağnnat dedi padişah.”,

“Ama dedi ben dedi isterim dedi anladacağımda kimsesi gakmayacak yani affeden küçük abdesti varsa yapacak, büyük abdesti varsa yapacak ben ağnadırken hiç kimsesi gaçmaycak ondan sonra buraşdan mahane edipde.”,

“Eh tamam dedi.”,

“Var mı? vezirim dedi bir şeyin.”,

“Yok”,

“Eh benim da yok ah tamam dedi ağnada bilin hepsimiz tamamık.”,

Başlattı gız başdan dediğim gibi, ta başından ağnatmaya:,

“İşte bir padişah vardı dedi gidecek memleketin bir işini halletsin başka bir memlekete, biraz uzun zaman süreceğdi ta gelsin. E severdi kime emniyet etsin, kime emniyet etsin düşündü, düşündü en uygun vezirini gördü.”,

E vezir başlattı nem kapmaya:,

“Aman padişahım der galibam der küçük abdestim geliyor.”,

“Yooooğğ otur oracığa dedi padişah ilkden söylendi gakmayacak dedi.”,

En nihayet dedi:,

“Vezirine şey etti bırakttı gitti gızı ama bir gün, iki gün, üç gün, gel gün, git gün dedi vezir dedi ayarsız çıkttı.”,

“Aman padişahım dedi galibam küçük abdestim geliyor.”,

“Oturr... yerine der genne.”,

“Nihayet garar verdi gızı alsın getirsin bahçeyi gezdirecek mahanasıynan gıza dakılsın, gel seni getireyim biraz gezdireyim bu bahçalari havalanlım dedi aldı gızı gitti işte bu orası, şu orası, şu şurası derken gıza dakılmak istedi. Sarkıntulık etti gıza dedi gız da tabi gabul etmedi ve goşturdu gaşdı odaya kapandı, kilitlendi der.”,

“Aman padişahım der böyük abdestim geliyor.”,

“Otur yerine der genne.”,

“Gız onun içine kapandı onun içerisinde yarı aç, yarı tok ta babası gelene gadar dedi idare etmeye çalışttı hatta dedi örümcekler dedi her tarafını ördüydü dedi. Ama dedi padişaha geldiği zamanda gızını sordu. Padşaha veziri dedi ki gızın ahlaksız ıldu kötü yolla düşttü. O da sormadan, ağnamadan emir verdi cellata gittsin alsın da ganlı gömleğini getirsin gendisine tabi cellat gittiği zamanda açttı dedi. Zaten dedi cellat bir şeyler bilirdi dedi aşttığı zaman gapuyu örümcekleri şeyler falan ağnadı dedi gızın dedi hiçbir şeyi olmadığı dedi. Gızı aldı gitti ovaya dedi gıyamadı gıza dedi gız zaten güzelidi çok dedi namusluydu da, bir gabahatı yoktu onu öldürmedi bir hayvan vurdu ve bir parça gömleğinin ucundan kesip o gana batırıp padişaha getirdi. Gız daoradan yoluna devam etti napacak acıkttı falan daha öncede söylediğim gibi bakttı gördü bir çoban gelir saklandı ve bir guzu duttu o guzuyu bazladı ve o guzunun etiynan aşlığını giderdi işkembesinide dedi yıkadı başına geçirdi.”,

“Aman padişahım dedi ben dayanamıyorum çok sıkışdım dedi.”,

“Otur yerine dedi genne otur.”,

“İnanmasan padişahım dedi gendine o keloğlanda dedi burda dedi bu garşınızda duran bu gavecidir dedi işte benim dedi.”,

Çıkarı verdi başındaki şeyi işkembeyi sırma gibi saçları yere gadar döküldü gızın.,

“Vay evladım dedi o zaman sarıldı gızına.”,

O da babacığım dedi sarıldı babasına padişah ağanadı yaptığı hatayı:,

“Eh vezirim dedi söyle bakalım dedi at mı? isden gılınç mı? isden.”,

“At isterim dedi seyrana çıkayım, gılınç düşman boynuna.”,

“Ala dedi genne ben sana atı veririm. Da çıkan düşman boyuna.”,

İki dana at getirtirir bir ayağını bir atı bağlar öbür ayağına da bir atı bağlar tersleme birer gırbaç vurur atlara atın biri öbür tarafa, atın öbürü de öbür tarafa bölünür iki parça olur böylelikla vezir bulur cezasını o da gızına gavuşur, o da babasına gavuşur hak yerini adalet yerini bulur benda bıraktımda geldim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şeftali Çocuk Momotaro - Japon Masalı

Eskiden, köyün dışındaki bir kulübecikte bir dede ile bir nine yaşarmış. Dede her sabah ormana gider, nine de evde kendi işine gücüne bakarmış. İkisi de çalışkanmış ve huzur içinde yaşarmış. Kuşkusuz, büyük bir üzüntüleri olmasaymış, daha memnun ve mutlu olurlarmış; çocukları olmamış ve yaşlılık günlerinde yapayalnız kalmışlar. Nine küçük avlusunu süpürürken sık sık "Ah, şimdi küçük bir oğlan ya da kız şuracıkta oynasaydı, ne hoş olurdu!" diye düşünürmüş. Dede de sırtında çalı çırpı yüküyle ormandan döndüğü zaman, küçük bir oğlanın kendisini karşıladığını ve sevgiyle kucakladığını düşlermiş. Ama bir düş yalnızca bir düştür. Çocuksuz, neşesiz bir yaşam içinde yaşayıp gidiyorlarmış. Bir gün, nine her zamanki gibi dedenin azığını hazırlamış; o ormana gidince çamaşırları toplayıp yakındaki derede yıkamaya gitmiş. Yıkamış, durulamış ve ancak sırtı dayanamayacak kadar ağrıyınca başını işinden kaldırmış. "Gerinip biraz dinlenmeliyim," demiş nine ve ayağa kalkmış. "Ora...

Tilkinin İyilikseverliği - Japon Masalı

Bir zamanlar bir köyde bir büyükbaba ile büyükanne varmış. Büyükbaba küçük tarlasında çalışır, ormanda kuru odun toplarmış. Doğruluğu ve acıması bol yüreğiyle bütün yörede herkes ona saygı duyarmış. Bir karıncayı bile incitmezmiş. Büyükanne biraz kavgacıymış ve çenesi kuvvetliymiş. Ama çok çalışkanmış ve evini derli toplu tutarmış. Bütün yaşamları boyunca sabahtan akşama kadar çalışmışlar ama zengin olmamışlar. Gittikçe yaşlanıyorlarmış, bir köşede birikmiş paraları yokmuş. Odun yükünün altında iki büklüm evine dönerken büyükbaba sık sık "Şimdilik idare ediyoruz", dermiş. "Hala odun toplayıp pazarda satabiliyorum. Ama bunları yapacak gücüm kalmayınca halimiz ne olacak! Bize kim bakacak!" Büyükanne onu onaylarmış: "Doğru. İleride bizi ne bekliyor! Yaşam olmadığı belli. Durmadan çalışıyoruz ama yaşlılık günlerimiz için köşeye birkaç bakır para koyamadık." Büyükbaba pazara her odun götürdüğü zaman, bu kez köşeye koyacak birkaç kuruşları olacağını umut ederler...

Ucak Personelinin Başarısı

 Bir uçak yolculuğu esnasında beyaz bir kadın ile zenci bir adam yan yana oturmaktaydılar. Beyaz kadın bu durumdan rahatsız olmuştu; hostesten kendisine başka bir yer bulmasını istedi. Zenci birinin yanında oturamazdı. Hostes, uçağın tamamen dolu olduğunu; ancak VIP bölümünde yer olup olmadığına bakacağını söyledi., Diğer yolcular olayı şaşkınlık ve tiksinti dolu bakışlarla izliyorlardı; kadın, yaptığı saygısızlık yetmezmiş gibi bir de VIP bölümünde yolculuğuna devam edecekti. Teninin renginden dolayı kendine hakaret edilen adam ise suskundu, cevap vermemeyi tercih etmişti. Kadın ise zenci adamdan uzakta VIP bölümünde seyahat edeceğini düşünerek hostesin dönmesini bekliyordu., Hostes birkaç dakika sonra geri geldi:, “Geciktiğim için çok özür dilerim; neyse ki VIP bölümünde boş yer bulabildim. Bu yeri bulmak biraz zamanımı aldı, sonra yer değişikliği için pilottan izin almam gerekiyordu., ‘Hiç kimse sorun yaratan bir diğerinin yanında oturmak mecburiyetinde tutulamaz’ dedi ve bu izn...